"Büyük Marmara Depremini ben göremeyeceğim"

"Büyük Marmara Depremini ben göremeyeceğim"
5 Aralık 2018 Çarşamba 17:15

İHA-Yenihaber-Timuçin ÖZAT

Yüksek Jeofizik Profesörü, Yer Bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Türkiye’nin depremselliğini anlattığı konferansta, “2019 ve 2020 yıllarında Türkiye’de 7’den daha büyük bir deprem olursa benim için şaşırtıcı olmaz. Marmara'nın beklenen büyük depremi için en olası yıllar 2040-2050 arası. Daha önce olursa şaşırtıcı olur. Bu depremi büyük ihtimalle görmeyeceğim” dedi.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde, 5 Aralık 2018 Çarşamba 14 -16.00 saatleri arasında gerçekleştirilen konferansta, ünlü deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, "Türkiye'nin Depremselliğini anlattı.

ZONGULDAK'ta BÜYÜK RİSK YOK ANCAK...

"En sonra söyleyeceğim şeyi en başta söylüyorum diyen Ercan; "Zonguldak ve ilçelerinde deprem açısından büyük risk yok. En yakın olarak Amasra-Bartın çevrtelerinde kırık var. Oda 1968 depreminde 6,5 büyüklüğünde salınımla harekete geçerek ve küçük süpürtü dalgalanmalarına sebep olmuştu. Kırık hattı yok. Ancak Bolu, Düzce ve Marmara'da olacak depremlerden çok olmasa da etkilenir. Buarada da yerel olarak madenlerden dolayı yer yer tasman hadisesi var. Onun dışında genellikle kayalık bir saha. Elbette yapılar yine de büyük depreme karşı çok sağlam şekilde, Deprem Yönetmeliğine uygun inşaa edilmelidir" şeklinde konuştu.

“İNŞALLAH GÜNEŞ DOĞMAZ DİYE DUA EDİYOR MUSUNUZ?”

Öğrenciler, öğretim görevlileri ve davetlilerden oluşan yüzlerce kişinin yer aldığı konferansta, depremlerin yaşamın devamlılığı için şart olduğuna dikkati çeken Ercan, “Deprem olmasa şu anda balık tuttuğunuz deniz olmazdı. Şu güzel dağlar olmazdı. Altındaki maden yatakları olmazdı. Türkiye’de çok severek içtiğiniz kaynak usları, maden suları olmazdı. Verimli ovalar olmazdı, tarım çok zor olurdu. Irmaklar olmazdı, yeşillikler olmazdı. Kuşlar olmazdı. Bunlar hep depremle olan bir şey. Bazıları ‘Allah’ım inşallah deprem olmaz diyor ya’ sen her gün ‘İnşallah güneş doğmaz’ diye dua ediyor musun? Ya da ‘İnşallah yaz gelmez’ diye dua ediyor musun? Bu doğanın kuralıdır. Her şey tam olması gerektiği gibi sadece dünya üzerinde değil bütün evrende de öyle. Zaten bilim; kuruluşun, düzenin, gizemini araştıran bir dal. Biz bunun neden, nasıl ayrıntılarını araştırmaya çalışıyoruz” diye ifade etti. 

“TÜRKİYE’DE 8,0 BÜYÜKLÜĞÜNÜN ÜZERİNDE DEPREM OLMAZ”

Ekonomisi kötü olan ülkelerde depremin adının ‘kıran’ Arapça ile ‘felaket’ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Ercan, depremin ekonomiyle olan ilişkisini de şöyle devam etti:  “Ülkelerin deprem çekincesine baktığınız zaman Rusya ilk sırada gözüküyor. Daha sonra Endonezya, Pakistan geliyor. Daha sonra Brezilya ve ardından Türkiye geliyor. Baktığınız zaman Belki Rusya dışında diğer ülkeler ekonomisi kötü olan ülkeler. Türkiye birinci derece deprem bölgesi değildir. Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesi olması için 8’den daha büyük deprem olması gerekiyor. Oysa bugüne kadar ki depremlerde en büyük deprem Erzincan’daki depremdir. Ekonomisi kötü olan ülkelerde depremin adı kıran olur, yani felaket olur. Neden çünkü sağlıklı bir yerde, sağlam yapı yapabilmek için kişisel gelirinizin yılda 25 bin dolardan daha yüksek olması gerekiyor. Türkiye’nin ulusal geliri 10 bin dolar civarında. Her 30 ila 50 yılda bir 9’dan daha büyük deprem oluyor. Türkiye’de deprem sıklığı 8’den daha büyük deprem olmuyor demek ki Türkiye birinci derece deprem bölgesi değil. 5 yılda bir 7’den daha büyük deprem oluyor Türkiye’de, son olan deprem 2011 Van Depremi’dir. Ondan bu yana Türkiye büyük bir deprem yaşamadı. 2019 ve 2020 yıllarında Türkiye’de 7’den daha büyük bir deprem olursa benim için şaşırtıcı olmaz.” 

“HER AN DİYECEK SORUMLULUK ALMAKTAN KAÇIYORLAR”

 1999 depreminden bu yana ‘her an deprem olabilir’ sözünü hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Ercan, 19 yıldır aynı söylemin halen devam ettiğini vurguladı. İstanbul’da oluşacak bir depremin, yüzde 35 Anadolu yakasını yüzde 65 Avrupa yakasını etkileyeceğini belirten Ercan, “İnşallah deprem olmaz sözünü Tanrı buyruğu olarak alamazsınız. Yüz milyonlarca yıldır olduğu gibi demek ki depremler hep olacaktır. Anadolu’da gerginlik ve yürüyüş sürdükçe bu salınımlar hep olacaktır. Eğer günün birinde deprem olmazsa o zaman yeryüzünde yaşam bitmiş demektir.

İstanbul yakınlarında Marmara Denizi’nde 2040’tan önce deprem olursa şaşırırım. En olası süreç, enerji hesaplamalarıma göre, 2040 – 2050 seneleri arasıdır. 4 bin yıllık kayıtları inceledim. İstanbul ve çevre il-ilçeleri etkileyecek salınım, Marmara’nın büyük 17’nci depremi olacak. Önceki depremleri incelediğimde geciktiği olmuş ancak hiç erken olmamış. 2070 li yıllarda da olabilir.  Ama birçok kimse de çıkıyor, ‘Her an deprem olabilir’ diyor. 1999’dan beri bu her an bir türlü gelmedi.Yaklaşık 19 yıl geçti halen her an deprem olabilir deniliyor. Bu bilimsel bir yaklaşım değildir. Eğer hiçbir çalışma yapmazsan her an deprem olabilir. Ama İstanbul depremi ne zaman olacak, işte o zaman gerginlik ve kabuk işleyişini bilmek gerekiyor. Kırılma mekanizmasını bilmen gerekiyor. Marmara Denizinde, 6,3 - 7,2 arasında üç salınım olacak. Biri İstanbul Avrupa yakası açıkları, diğeri, Tekirdağ-Marmara Ereğlisi önleri diğeri de, Gemlik-İmralı arasında.  En büyüğü, Marmara Ereğlisi önlerinde, 7,0-7,2 büyüklükleri arasında olacağını hesapladım. Deniz heyelanlarına bağlı olarak Süpürtü yani Tsunami de çok büyük olmasa da gelişebilir. İstanbul’daki en sağlıklı yer Anadolu yakası. İstanbul’da çekincesi en yüksek olan yerler Haliç’in bulunduğu yerler, Küçükçekmece’nin üst kesimleri demek ki buralarda yapılaşma sakıncalı alanlar olması gerekiyor. İstanbul’da oluşacak bir deprem bu yerin davranış özelliği nedeniyle yüzde 35 Anadolu yakasını yüzde 65 ise Avrupa yakasını etkileyecektir. Hiçbir çalışması ya da yeteri araştırması olmayanlar, 'Her an olabilir' veya '2030 yılına kadar olacak' ifadelerini sık şekilde kullanıyor ” diye konuştu.

Ercan, Doğu Karadeniz kıyıları, Sinop, Kırklareli ve Mersin ile Konya'nın güney kesimlerinde salınım tehlikesinin en az seviyede olduğunu, buralarda yıkıcı deprem olmayacağını, "olacak" diyen bazı bilim çevrelerinin bunu nedenleri ile açıklaması gerektiğini sözlerine ekledi.  

Yaklaşık 2 saat süren konferansa, BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çufalı, BEÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, BEÜ Genel Sekreteri Hayri Bulazar ve çok sayıda davetli katıldı. 

Yorumlar
  • Timuçin
    6 Aralık 2018 Perşembe 14:46

    Ayrıca, Türkçe'yi doğru ve çok mükemmel kullanan ender kişiler arasında...

  • Timuçin Özat
    6 Aralık 2018 Perşembe 14:45

    Yaklaşık 20 yıldır takip ettiğin ve çok değer verdiğim deprem bilimcilerden biridir. Konferans benim açımdan erken bitti. 2 saat değil 12-22 saat bile dinlerim. Kendisi ile bizzat tanışma imkanı da buldum. 2004 yılında telefon ile görüşmüştüm. Konferansta gösterdiği "Türkiye'nin Yer Yuruğu" (harita) modelini 2005 senesinde Tempo Dergisi vermişti o zamandan beri saklarım. Etkinliği düzenleyenlere ve Prof. Dr. Sayın Övgün Ahmet Ercan hocama teşekkürler...

ÖNEMLİ UYARI

İçeriğinde, habere konu olan kişiler, üçüncü kişiler ve haber sahipleri hakkında tehdit, küfür, hakaret, karalayıcı ve maksadını aşan yorumların yayınına izin verilmez. Bu tür yorumlarda bulunanlar için Türk Ceza Kanunu'nun 125. ve 126 maddelerinin ilgili hükümlerine göre ceza davası açılabilir. İçeriğinde bu unsurları barındıran yayınına izin verilmiş ya verilmemiş yorumlar, yorumun gönderildiği IP adresleri ile birlikte, gerektiğinde, ilgili adli ve idari makamlar veya birimler tarafından talep edildiğinde yasa hükümleri gereği söz konusu makamlar ya da idari birimlere iletilir. Okurlara ait bu tür yorumlarda kuruluşumuz mesuliyet ve yasal sorumluluk kabul etmez. Yorumlarınızda bu noktaya hassasiyet gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.

Yorum Yaz