"İSTANBUL DEPREMİ EN ERKEN 27 YIL SONRA..."

"İSTANBUL DEPREMİ EN ERKEN 27 YIL SONRA..."
5 Mart 2018 Pazartesi 22:40

İHA/Karabük/Yenihaber

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, bilimsel araştırmalara göre İstanbul’da olası bir depremin 2045 yılından önce olmayacağını söyledi. Ercan, 15 sene önce yaptığı açıklamalarda da depremin 2015 yılından önce olmayacağını vurgulamıştı.

Karabük İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ile Karabük Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından 1 - 7 Mart Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında “Türkiye’nin Deprem Gerçeği” konulu konferans düzenlendi.

Hamit Çepni Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Kuzey Marmara’da iki büyük deprem beklenildiğini belirterek “Kuzey Marmara’da 6,4 ile 6,7 arasında ve 7,0 ile 7,2 arasında deprem olacaktır. Yaptığım araştırmalara göre İstanbul’da deprem 2045’ten önce olamaz. Deprem bilimciler her an deprem olabilir diyorlar ama hiç birinde kanıt yok.” dedi.

“Her deprem bir atom santralinden daha fazla enerji üretir”

Prof. Dr. Ercan, depremin yerin biçimini değiştiren, yeraltı kaynakları ile enerjiyi oluşturan yararlı bir doğa olayı olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Her deprem bir atom santralinden daha fazla enerji üretir. Bu yerin altında şu anda beklemektedir. Depremler olmasa kömür yatakları olmaz. Mesela Düzce’nin bulunduğu yer birinci sınıf tarım alanı ve sulak bir kesimdir. Bunu yapan altından geçen kırıklardır. Deprem olmasa Marmara denizi, Sapanca gölü, Karasu olmazdı. Depremler aslında Allah’ın sevdiği ülkelere bir bağışıdır. Olaya böyle bakmak lazım. Depremden ölmemek için eğitimin artması ve yoksulluğun kalkması gerekiyor.”

“Türkiye’de son 100 yılda 112 tane yıkıcı deprem oldu”

Türkiye’de depremlerin ortalama oluş derinliğinin 7 ile 10 kilometre arasında olduğunu da kaydeden Ercan, “Bütün depremler yer kabuğunun ilk 10 kilometre içerisinde olur. İlk 10 kilometre gevrek ve kırılgandır. Türkiye’de son 100 yılda 112 tane yaklaşık yıkıcı deprem oldu. 100 yılda 86 bin kişi öldü. 300 bine yaklaşık kişi yaralandı.” ifadesinde bulundu.

“Türkiye’de deprem açısından en sakıncalı olan yer Kuzey Anadolu fayıdır”

Türkiye’deki depremlerin yüzde 57’sinin Kuzey Anadolu fayında gerçekleştiğini aktaran Ercan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Türkiye’de ki depremlerin yüzde 33’ü göçüntü türü olan Batı Anadolu’dadır. Yüzde 13’ü de Doğu Anadolu kırığı üzerindedir. Türkiye’de deprem açısından en sakıncalı olan yer Kuzey Anadolu kırığıdır. Karabük, Kuzey Anadolu kırığının sadece 55 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Bu yüzden depremden etkilenecek illerden bir tanesidir. En çok deprem olan şehirler ise, Erzincan, Bingöl, Denizli, Gönen - Manyas - Erdek, Bolu - Adapazarı, Düzce, Adana, Van, Çorum, Amasya, Kars, Erzurum, İzmir, Kütahya (Gediz), Manisa (Demirci), Muğla (Fethiye - Marmaris). Türkiye’de en büyük üç deprem ise 7,9 büyüklüğünde 1939 yılında Erzincan’da, 7,6 büyüklüğünde 1999 yılında Gölcük’te ve 7,4 büyüklüğünde 1953 yılında Yenice - Gönen’de olmuştur. 26 Aralık 1939’da Erzincan’da yaklaşık 33 bin kişi öldü. 17 Ağustos 1999 yılında Gölcük’te yaklaşık 20 bin kişi öldü. 3 Ekim 1941 yılındaki Burdur depreminde ise 4 bin kişi öldü.”

“İstanbul’da 2045’ten önce deprem olamaz”

Prof. Dr. Ercan, Kuzey Marmara’da iki büyük deprem beklenildiğini belirterek “Kuzey Marmara’da 6,4 ile 6,7 arasında ve 7,0 ile 7,2 arasında deprem olacaktır. Yaptığım araştırmalara göre İstanbul’da deprem 2045’ten önce olamaz. Deprem bilimciler her an deprem olabilir diyorlar ama hiç birinde kanıt yok.” şeklinde konuştu.

Konuşmasında yapılaşmaya da değinen Ercan, Karabük ve Safranbolu başta olmak üzere betornarme yapılaşma türünden çelik çatkılı yapı türüne acilen geçilmesi gerektiğini savundu.

Sempozyuma, Vali Yardımcısı Numan Tahir Şimşek, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaşar, AFAD Karabük İl Müdürü Dr. Gazanfer Erbay, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Özalp ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, üniversite akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Öte yandan Ercan, 2003 ve 2005 yılları arasında yaptığı açıklamalarda olası İstanbul depreminin 2015 yılından önce olma ihtimalinin çok zayıf olduğunu söylemişti.

2015-2018 yıllarında gerçekleştirdiği konferanslarda ve verdiği demeçlerde Prof. Dr. Ercan, yaptığı hesaplamalara göre özellikle son yıllarda, İstanbul açıklarında- Marmara Denizi merkezli beklenen salınımın 2045 yılından önce olmayacağını sıkça dile getiriyor. Ercan, "Yıllardır Marmara'da kırılması beklenen kırık hattını araştırıyorum. Bu konuda uzun yıllar çalışmalar gerçekleştirdim. Marmara'da kırılması beklenen kabuk tabakasında yeterli gerilme olmadığını tespit ettim. 2045'ten önce olursa benim için çok şaşırtıcı olur. 2045 yılı en erken tarihtir. Daha da gecikebilir" açıklamalarında bulunmuştu.  

Prof. Dr. Ercan, 2000'li yılların başında bir televizyon programında yaptığı açıklamada da, İstanbul ve çevresini etkilemesi beklenen depremin 2007 ila 2032 yılları arasında olacağını ifade etmişti. Ancak yıllar sonra Ercan, daha sonra bu çalışmasını güncellediğini belirterek, yeni hesaplama ve araştırmalarında 2045 tarihini öne sürmüştü. 

Yorumlar
  • Nurii
    5 Mart 2018 Pazartesi 23:38

    BİLİMCİLER FARKLI FARKLI TAHMİN VE ÖNGÖRÜLERDE BULUNUYORLAR ARADAKİ FARKLADA ÇOK FAZLA ŞAŞIRTICI BUNUN NEDENLERİ NEDİR DEPREM UZMANLARI NEDEN BİR KONU ÜZERİNDE MUTAKIP OLAMIYOR KAFAMIZ KARIŞTI

ÖNEMLİ UYARI

İçeriğinde, habere konu olan kişiler, üçüncü kişiler ve haber sahipleri hakkında tehdit, küfür, hakaret, karalayıcı ve maksadını aşan yorumların yayınına izin verilmez. Bu tür yorumlarda bulunanlar için Türk Ceza Kanunu'nun 125. ve 126 maddelerinin ilgili hükümlerine göre ceza davası açılabilir. İçeriğinde bu unsurları barındıran yayınına izin verilmiş ya verilmemiş yorumlar, yorumun gönderildiği IP adresleri ile birlikte, gerektiğinde, ilgili adli ve idari makamlar veya birimler tarafından talep edildiğinde yasa hükümleri gereği söz konusu makamlar ya da idari birimlere iletilir. Okurlara ait bu tür yorumlarda kuruluşumuz mesuliyet ve yasal sorumluluk kabul etmez. Yorumlarınızda bu noktaya hassasiyet gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.

Yorum Yaz