DEPREMLER...

DEPREMLER...
13 Kasım 2017 Pazartesi 17:12

Timuçin ÖZAT/Özel araştırma-derleme: Kandilli Rasathanesi / AFAD-Deprem Dairesi Başkanlığı-Uluslararası Deprem Kayıtları

Büyük bölümü ikinci derece deprem risk alanında bulunan Zonguldak ve ilçeleri, tüm ülke gibi 17 Ağustos 1999 7.4 büyüklüğünde Kocaeli depremi afeti ile deprem gerçeği ile tanışmıştı. On binlerce can alan bu felaketten 87 gün sonra bu kez o zamanlar Bolu’nun ilçesi olan 17 Ağustos yaralısı Düzce merkezli 7.2 büyüklüğündeki deprem kenti yerle bir etmişti. Bu depremler ne ilk ne de sondu...

Aslında nüfusumuzun büyük bölümü deprem bölgelerinde yaşıyor, ülkenin çeşitli bölgelerinde 2 ila 3 yılda bir hasar yapıcı ve yıkıcı sarsıntılar yaşanıyordu. Ancak Türkiye deprem gerçeği ile 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03:02’de Marmara (Kocaeli) Depreminin 45 saniyelik dehşeti ile çok acı bir tablo ile tanışmış, ancak o zaman depremler ve alınabilecek önlemler masaya yatırılmıştı. 2012 yılında güncellenen Deprem Risk haritalarında ikinci derecede deprem bölgesinde yer alan Zonguldak ve ilçeleri, tarih boyunca yakın ve uzak çevresinde yaşanan birçok büyük depremden çeşitli derecelerde etkilenmiş. Jeologlar, Zonguldak ve çevresinin geçmişte olduğu gibi gelecekte de çevresinde yaşanacak depremlerden etkileneceğinin kaçınılmaz bilimsel gerçek olduğunu vurguluyor.

Haber merkezi - 15 Ekim 2016 tarihinde Karadeniz Ereğli’nin 119 kilometre açıklarında yaşanan ve 7-8 saniye süren 5.0 büyüklüğündeki sarsıntı, deprem hissedilir salınımların ender yaşandığı bölgemizde bu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Geniş bir alanda hissedilen bu sarsıntının ardından kısa süreli panik oluştu ve depremin yeri ve büyüklüğünün öğrenilmesinin ardından 1-2 gün sonra bu gerçek yine unutulmaya başlandı. Peki deprem daha büyük olsaydı! Bu duruma ne kadar hazırlıklıyız. Zonguldak, Ereğli, Alaplı, Kozlu, Kilimli, Çaycuma, Devrek ve Gökçebey’i etkileyecek deprem nerede ve kaç büyüklüğünde ve hangi zaman aralığında yaşanabilir. Gazetemiz Zonguldak’ın deprem dosyasını bilimsel veriler ışığında okuyucularımızla paylaşıyoruz…

DÜNYANIN EN AKTİF KIRIK HATLARINDAN BİRİ: KAF

Türkiye’nin en dünyanında sayılı tehlikeli fay sistemlerinden biri olarak tanımlanan, 1999 Kocaeli- Gölcük (7.4) ve 87 gün sonrada Düzce’de (7.2) yaşanan afetlerin ardından basından sıkça duyduğumuz Kuzey Anadolu Fay (KAF) sistemi güneyimizden geçiyor.

Bu fay sisteminin bir kolu ki 12 Kasım 1999 depreminde kırılmıştı Düzce’ye kadar uzanıyor. Karadeniz Ereğli ve Alaplı ilçeleri bu tehlikeli kırık hattına 50-60 kilometre mesafede yer alıyor. 17 buçuk sene önce kırılan bu sistemin bir sonraki büyük depremi üretebilmesi için ortalama 1 ila 1 buçuk asır (100-150 yıl) geçmesi gerekiyor. Jeologlar Büyük bölümü Karadeniz Bölgesinden geçen Kuzey Anadolu Fay hattının yılda 2 ila 3 santim arasında batıya doğru hareket ettiğini ve 100-200 sene gerginlik biriktiren kısımların büyük depremlerle kırıldığına dikkat çekiyor. Ancak bu süre bazı kesimlerde 250 hatta 300 seneyi bile bulabiliyor. Gerginlik ne kadar geç açığa çıkarsa depremin büyüklüğü de fazla olabiliyor. 17 Ağustos sabaha karşı 03:02’de Gölcük-Kocaeli merkezli meydana gelen ve büyük kayıplara neden olan 7.4 büyüklüğündeki deprem 280 yıllık gerginlik birikiminin doyum noktasına geldiği an 45 saniye süreyle yaşanmıştı. Bu deprem 26 Aralık 1939 tarihinde Erzincan ve çevresini haritadan silen 7.9 büyüklüğündeki afetin ardından Cumhuriyet Döneminin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. Resmi kayıtlara göre 18 bin civarında can kaybı oldu. On binlerce kişi yaralandı ve binlerce kişi kayboldu. Zonguldak ve ilçelerinde de can kaybı, yaralanma ve hasara neden olan Kocaeli depreminden 87 gün sonra bu sefer Düzce merkezli 7.2 büyüklüğündeki deprem Düzce, Bolu, Akçakoca, Alaplı, Ereğli, Zonguldak, Sakarya ve çevrelerinde can kaybı, yaralanma ve hasara yol açmıştı. O zamanlar Bolu’nun ilçesi olan Düzce’de Kocaeli depreminde hasar gören yapılar yerle bir oldu. Düzce ve Bolu’da resmi kayıtlara göre 845 kişi hayatını kaybetti. Düzce merkezli 7.2 büyüklüğünde olan ve 30 saniye süren sarsıntı, Zonguldak ve ilçelerini en şiddetli anında 5.6 ile 5.8 büyüklükleri arasında etkiledi. Uzun süre devam eden artçı sarsıntılar nedeniyle halk huzursuz oldu. Kimi zaman geceleri uzun süre dışarılarda bekledi.

ALETSEL DÖNEMDE YAŞANAN VE BÖLGEMİZİ ETKİLEYEN SALINIMLAR…

Zonguldak ve ilçeleri binlerce yıllık kayıtlara göre, Bolu, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Çankırı, Yalova ve İstanbul ile Karadeniz açıklarında meydana gelen şiddetli sarsıntılardan çeşitli derecelerde etkilendi. Bölgemiz her ne kadar büyük depremlerin merkez üssü olmasa da komşu şehirlerin tehlikeli fay sistemleri ile kuşatılmış durumda olduğu güncellenen fay haritalarında açıkça gözlemlenebiliyor.        

Aletsel dönem olarak ifade edilen 1900 yılından (aletsel dönem) sonra ki depremleri baza aldığımızda bölgemizi etkileyen şiddetli kategorideki depremlerin büyüklükleri, merkez üstleri ve can kayıpları şu şekilde sıralanmaktadır:

* 20 Haziran 1943 tarihli Hendek-Adapazarı merkezli 6.6 büyüklüğündeki deprem bölgede yıkım ve 336 can kaybına sebep olmuş. Bu deprem Zonguldak ve ilçelerinde etkin şekilde hissedilerek bazı binalarda da hasara yol açmış.

* 27 Kasım 1943’te diğer bir ifade ile Hendek depreminden 161 gün sonra bu defa 7.2 büyüklüğü ile Samsun’un Ladik ilçesi yıkılmış. Gece yarısı oluşan sarsıntı da resmi kayıtlara göre 4 bin can kaybı mevcut. Geniş bir alanda hissedilen afet Zonguldak ve ilçelerini de titretmiş.

* 1 Şubat 1944, Ladik depreminden 45 gün sonra Kuzey Anadolu Fayı’nın zincirleme reaksiyonu 7.2 büyüklüğü ile Gerede (Bolu)- Çerkeş (Çankırı) hattında meydana gelmiş. 4 bine yakın can kaybı ve büyük yıkıma neden olan afet Zonguldak’ta (ilçelerde dahil) hasara ve yaralanmalara neden olmuş. Kış olmasına rağmen halk artçı sarsıntılardan dolayı günlerce evine girmeye çekinmiş.

* 13 Ağustos 1951’de Çankırı’nın Kurşunlu ilçesi Richter ölçeğine göre, 6.9 büyüklüğündeki sarsıntı ile yıkıldı. Akşam saatlerine denk gelen depremde resmi kayıtlar 50 kişinin öldüğünü kaydetmiş. Bu sarsıntıda Zonguldak ve çevresinden etkin şekilde hissedilmiş.

* 07 Eylül yine Kurşunlu-Çankırı bu sefer 6.1 büyüklüğündeki depremle sarsılıyor ve sabah erken saatte kaydedilen bu depremde 2 kişi yaşamını yitiriyor. 230 ev ve işyerinin de ağır hasar gördüğü rapor edilmiş.

*  26 Mayıs 1957’de Bolu’yu şiddetli bir deprem daha vurdu. Abant merkezli 7.1 büyüklüğündeki sarsıntı 52 kişinin ölmesine neden oluyor. Uzmanlar yüzeye yakın ve büyük olan depremde can kaybının az olmasının sebebini merkez üssünün kırsal alan olmasına bağlıyor. Buna rağmen 5200 yapının ağır hasar gördüğü kayıtlara geçmiş. Deprem Zonguldak çevresinde şiddetli şekilde hissediliyor.

* 22 Temmuz 1967 6.8 büyüklüğündeki Mudurnu Bolu depremi İstanbul, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Karabük, Bartın ve Zonguldak çevrelerinde şiddetle hissedilmiş. Depremde Sakarya, Mudurnu ve Bolu’dan toplam 89 can kaybı var.

AMASRA DEPREMİ ve TSUNAMİ

* Ve 03 Eylül 1968 yılında sabah saat 10:19’da deprem bu sefer beklenmeyen bir yerden vuruyor, bilim dünyası şaşkına dönüyor. Fay hattı olduğu bilinmeyen ve daha önce deprem kaydedilmeyen Bartın-Amasra açıkları (Karadeniz) 6.5 büyüklüğündeki depremle sarsılıyor. Dakikalar sonra depremin şokunu yaşayan Amasralılar bu defa denizin geri çekilmesinin ardından 3 dalga halinde karayı istila eden dalgalarla (tsunami) mücadele ediyor. 3 metreye ulaşan dalgaların onlarca metre içeri girdiği ve bazı kişileri sürüklediği biliniyor. Amasra’nın 10 kilometre açıklarında oluşan bu sarsıntı 29 can alıyor ve 2500’e yakın ev ve işyerinde de ağır hasar ve yıkıma yol açıyor. Birçok kişinin bayram nedeniyle dışarıda olmasından dolayı can kaybının az olduğu belirtilmiştir. Bu arada, Bartın o zamanlar Zonguldak’ın ilçesiydi. Deprem Zonguldak ve ilçelerinde de çok şiddetli şekilde hissedildi. Bazı yerlerde hasarlar oldu.

* 1968 depreminin ardından Bolu ve Düzce’de yaşanan hafif ve orta şiddete yakın sarsıntılar dışında etkin bir depremi hissetmeyen Zonguldak ve ilçeleri, 17 Ağustos sabaha karşı 03:02’de deprem korkusunu derinlerden gelen afet uğultusu ile yaşıyor. Gölcük Körfezi- Kocaeli merkezli 7.4 büyüklüğündeki afet 45 saniye sürüyor ve Türkiye’nin kuzeybatısını karanlığa bürüyor. Resmi kayıtlar 18 bin can kaybı dese bile binlerce kişinin kayıp olması bu bilançosu 25 bine yaklaştırmaktadır. Kocaeli- Değirmendere ve Gölcük sahilleri 3 metreye yaklaşan tsunami ile sular altında kalmış ve bölgenin coğrafyası değişmişti.  Zonguldak ve ilçelerinde de 7 can kaybı ve onlarca yaralanmaya sebep olan Cumhuriyet tarihinin ikinci en büyük afeti çok geniş bir alanı etkiliyor ve 73 bin ev, işyeri ve çeşitli binanın ağır hasar görmesi ve yıkılmasına neden olmuştu. Depreme dayanıksız yapıların tamamen yerle bir olduğu 17 Ağustos 1999 tarihi deprem bilinci açısında Türkiye’de bir milat olarak ta tanımlanmaktadır. Aylarca devam eden artçılar nedeniyle büyük korku yaşanmış ve milyonlarca kişi evlerine uzun süre girememişti.

* Kocaeli depreminden 87 gün sonra bu kez Düzce saat 18.57’de 30 saniye süren 7.2 büyüklüğündeki depremle yıkıldı. 845 can alan deprem 35 binin üzerinde yapıda ağır hasar ve yıkıma yol açtı. Kocaeli depreminde hasar gören yapılan yerle bir olmuştu. Kışlık çadır verilmeyen Düzceliler 7.4 yaralısı evlerine girmiş ve 7.2 lik deprem maalesef sonları olmuştu. O zamanlar Bolu’nun ilçesi olan Düzce’de halk çadır olayında valiyi sorumlu tutmuştu.

Bu depremin artçıları da aylarca devam etmiş ve bu sarsıntılar zaman zaman Ereğli, Alaplı ve Zonguldak çevrelerinden etkin bir şekilde hissedilmişti.

* 06 Haziran 2000 tarihinde 6.1 büyüklüğünde Çerkeş-Çankırı merkezli deprem merkez üssünde 1 can kaybına sebep olmuş. Deprem Zonguldak’ın özellikle güney kesimlerinin titretmişti.

* 23 Ağustos 2000 5.8 büyüklüğündeki Hendek-Akyazı depremi uzmanlar tarafından 17 Ağustos’un artçısı olarak yorumlandı. Deprem geniş bir alanda hissedildi ve bazı yerlerde hasara neden oldu. Panik nedeniyle yaralananlar gerçekleştiği açıklanmıştı.

* 26 Ağustos 2001 tarihinde gece geç saatlerde bölgemiz bir kez daha sarsıntıyla uyandı. Merkez üssü Yığılca (Düzce) aletsel büyüklüğü de 5.4 olan sarsıntı kısa süreli paniğe neden olmuştu. Halk birkaç saat dışarıda durduktan sonra birçoğu evlerine döndü. Bu depreminde 12 Kasım 99 Düzce depreminin artçı kalıntısı olduğu jeoloji uzmanları tarafından açıklanmıştı. 

KARADENİZ’DE TSUNAMİ TEHLİKESİ!

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye her ne kadar Japonca’da “Liman Dalgası” anlamına gelen tsunami, Türkçe ifade ile “süpürtü” uzak görünse de, aslında istatistiklere göre o kadar da uzak olmadığı görülüyor.

15 Ekim 2016 tarihinde depremlerin çok ender yaşandığı yer olarak nitelendirilen Karadeniz Ereğli’nin 119 kilometre kuzeybatısı (Karadeniz) merkezli Kandilli Rasathanesine göre, 5.0, AFAD’a göre, 4.8 büyüklüğündeki sarsıntı 8 saniye sürmüştü. Amerika Jeoloji Kurumu’da salınımın büyüklüğünü 5.3 olarak açıklamıştı. Ereğli-Alaplı-Zonguldak-Amasra-Karasu-Kandıra-Şile başta olmak üzere Batı Karadeniz ve Doğu Marmara’da hissedilen titreşim, paniğe neden olmuş, Ereğli, Alaplı ve Zonguldak’ın bazı mahallelerinde vatandaşlar ev ve iş yerlerinin dışına çıkmışlardı.

Depremin ardından açıklama yapan uzmanlar Karadeniz’de bilinen bir fay hattı olmadığını, daha büyük depremin şaşırtıcı olabileceği yorumlarında bulunsa da bazı yer bilimcilerde son 2 bin yıllık kayıtlarda Karadeniz’de tsunamiye sebep olan 22 deprem kaydının tarihi kataloglarda yer aldığını hatırlatarak, Karadeniz’in depremselliğinin uzun periyotlu olmasından dolayı tehlikesiz olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu kamuoyuna açıkladılar.  

Buraya kadar yer verdiğimiz konuların uzun veri zincirinin özeti olduğunu anımsatarak, depremlerin geçmişte olduğu gibi gelecekte de bölgemizi etkileyeceği bilimsel bir gerçektir. İkinci derece deprem kuşağında yer alan Zonguldak ve ilçeleri bu konuda daha da bilinçli olarak deprem öncesi, anı ve sonrasında sergilenecek davranış modelleri hakkında uygulamalı olarak bilgi edinmelidir. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları da bu konuda organize şekilde hareket etmelidirler. Ülkemizin yaklaşık % 90’ı nın birinci ve ikinci derecede deprem sahasında yer aldığına vurgu yapan uzmanlar, 1999’dan sonra hem devlet hem millet hem de sivil toplum kuruluşları olarak deprem konusunda daha bilinçli hareket ettiğimizi ancak bunun genel olarak yeterli olmadığının altını çiziyor ve yer bilimcileri şu sorunun cevabını arıyor: “Bir sonra ki nereyi vuracak?”

Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış.

ÖNEMLİ UYARI

İçeriğinde, habere konu olan kişiler, üçüncü kişiler ve haber sahipleri hakkında tehdit, küfür, hakaret, karalayıcı ve maksadını aşan yorumların yayınına izin verilmez. Bu tür yorumlarda bulunanlar için Türk Ceza Kanunu'nun 125. ve 126 maddelerinin ilgili hükümlerine göre ceza davası açılabilir. İçeriğinde bu unsurları barındıran yayınına izin verilmiş ya verilmemiş yorumlar, yorumun gönderildiği IP adresleri ile birlikte, gerektiğinde, ilgili adli ve idari makamlar veya birimler tarafından talep edildiğinde yasa hükümleri gereği söz konusu makamlar ya da idari birimlere iletilir. Okurlara ait bu tür yorumlarda kuruluşumuz mesuliyet ve yasal sorumluluk kabul etmez. Yorumlarınızda bu noktaya hassasiyet gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.

Yorum Yaz