DOĞA “ALARM” VERİYOR!

DOĞA “ALARM” VERİYOR!
1 Ağustos 2018 Çarşamba 12:37

Timuçin ÖZAT/Yenihaber (Özel)

Son 15 yıldır gündemde olan Mini Buzul Çağı veya evresi için işaret edilen 2020’li yıllar yaklaşırken, Türk uzman Müge Atalar’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, bu döneme beklenenden daha erken girilebileceği uyarısı geldi. Türkiye'nin en yağışlı Bölgesi Karadeniz Bölgesi'nde de yağışlarda belirgin azalmalar olacağı, tarım ürünlerinin de bu durumdan etkilenebileceği tahminler arasında yer alıyor.

Haber Merkezi - Slovakya’nın başkenti Bratislava’da yer alan Comenius Üniversitesi-Doğal Bilim Departmanından, Avrupa Marie-Curie ITN’ da Araştırma Görevlisi Msc. Müge Atalar, gazetemize özel yaptığı açıklamalarda, muhabirimiz Timuçin Özat’ın sorularını yanıtladı.

Daha önce Karadeniz’de de bir proje kapsamında üniversiteden araştırma ekibiyle birlikte çalışmada yer alan ve şu an Avrupa’da olan Müge Atalar, WhatsApp üzerinden sesli ve yazılı olarak sorulara itina ile yanıt verdi.

Doç.Dr. Marianna Kováčová’nın danışmanı olduğunu belirten ve itn-alert.org/research/ sitesindeki bilgilerden de eklentiler yapabileceğimizi kaydeden Atalar, İklim Değişikliği, Mini Buzul Evresi tahminler ve etkileri konusunda detaylı ve dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

“Son araştırmalar bazında, Mini Buzul Çağı’na 2020’den önce girebiliriz” diye Müge Atalar ile röportajımız şu şekildedir:

Türkiye’nin iklimi konusunda yaptığınız incelemelerde, önümüzdeki yıllara ait bulunduğunuz tespitleri ve içerisinde bulunduğunuz proje hakkında bilgi verir misiniz?

“Öncelikle içerisinde bulunduğum proje hakkında bilgi vermek isterim. Projemiz sonuçlandı. Ancak henüz belgeseli yapım aşamasında. Bizimle beraber antrepolog bir gazeteci çalıştı. Bu noktada önemli olan bizim açımızdan bilimsel sonuçlarımızı halkın anlayacağı dilde ifade etmekti. Bunu bu ekip arkadaşlarımız sağlamış oldu.

Projemiz ALErT (Alarm): Anadolu Platosu’nun iklimi ve Tektonik tehlikeleri, uygulamalı Yeryüzü bilimleri, doğal tehlike izleme, bilgi aktarımı ve risk iletişimi alanlarında 10 Avrupa akademisi ve 5 endüstri ortağının AB tarafından finanse edilen bir girişimidir. ALErT, AB Marie Curie Eylemler Programı “İlk Eğitim Ağları (ITN)” kapsamında finanse edilmektedir ve 7. Dalga kapsamında yer almaktadır. İsmi ise,ALErT yani alarm anlamında olması bölgemizdeki değişimlerin hızlı ve kontrol edilemez halde ilerlemesinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye'de, Orta Anadolu Platolarının (CAP) yoğun nüfuslu sınırları ve buna bağlı doğal tehlikeler boyunca bölgelerdeki tektonik ve iklimsel sınır koşullarına yönelik araştırma hedefleri, girişimin başlıca amacı, en son araştırma konuları ve bilgi aktarımı yoluyla genç yerbilimcilerin mükemmel eğitimini sağlamak için tasarlanmış, araştırmaya dayalı bir sanal kampüs kurmaktır. Bu  kapsamda, Anadolu her yönüyle araştırılmış bir puzzle parçası gibi elde edilen tüm sonuçlar resmin bütününü oluşturmuştur.”

‘2 YIL SONRA MİNİ BUZ DÖNEMİ BAŞLAYABİLİR’

“İklim konusunda ise normal şartlarda beklediğimiz 2020-2022 yıllarından itibaren başlayacağı düşünülen Mini Buzul Çağı’nın daha erken gerçekleşme ihtimalidir. 1600 ve 1700'lü yıllardaki gibi küçük Buzul Çağı Dönemine benzer bir sürecin başlayacağını işaret eden veriler ise havadaki 2 derecelik artışla birlikte birçok parametredeki değişikliktir. Normal şartlarda, jeolojinin temelini oluşturan bir cümle vardır ‘Geçmiş Günümüzün Aynasıdır’ diye. Bundan yola çıkarak Mesiniyen-Tuzluluk Krizi dönemine ait fosil polen spektraları değerlendirilmiş ve elde edilen vejetasyon sonuçları bazı mezotermic elementlerde değişikliklerin olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bunu net ifade etmek gerekirse, bazı endemik türdeki ağaçlar, bitkiler doğal seçilimde hayatta kalamamış ve kendilerinin bulunabildiği sıcaklık tuzluluk gibi parametrelerin bu bölgelerde değiştiğini göstermiştir. Sıcak iklimleri seven bu tür vejetasyonların bir anda azalması ağaçlarının sayısındaki değişiklikler beraberinde erozyon gibi doğal riskleri barındırmakta bu ise birçok insanımızın çalışma alanını olumsuz etkilemektedir.”

‘KÜÇÜK BUZUL DÖNEM KÜRESEL ISINMA’YI YAVAŞLATACAK’

“Mini Buzul dönemine erken giriş tamamen olumsuz bir olay olarak değerlendirilmeyebilir. Çünkü bu şuan içinde bulunduğumuz Küresel Isınma’ nın da yavaşlamasına yardımcı olabilecek niteliktedir. Bilindiği gibi sera gazı etkiler (Antropolojik yani insan kaynaklı zararlar). Ama yine bilinçsizlikle karşılanacak durum bizim dilimizde felaket olarak adlandırılır. Yani çevremizin ve değişimlerin gözlemcisi olmaz bunu daha kötüye gitmesinde öncü olursak bu iyi gibi görünen nitelik geri dönüşümü olmayacak şekilde birçok bitki çeşidimizin değişmesine, toprak kalitemizin bozulmasına da sebep olacaktır. Kısacası,2020 lerde geleceği öngörülen Mini Buzul Çağına daha erken gireceğimiz teorisi şuanki koşulların önemli sonuçlarından birisidir.”

Yıllardır “Küresel Isınma” dan bahsediliyordu. Son birkaç senedir Mini Buz Çağı haberleri yayılmaya başlandı. Biraz zıt olacak ancak soğumanın nedeni Global Isınma mı?

"Soğumanın nedeni; Güneş’ in konumu ve bize yolladığı ışınların manyetik boyutudur. Bununla beraber Mini Buzul Çağının sebepleri arasında örneğin; atmosferdeki bulutluluk oranının uzun dönemli dağılımı, sera etkisi oluşturan gazların miktarı, volkanik faaliyetler ve benzeri gibi insanların sebep olduğu ya da değiştirdiği koşullarda etkin rol oynamaktadır. Antropolojik (insan kaynaklı) efekt olarak karbondioksit gazı salınımının gezegenimizin küresel ortalama ısı değerlerini yükselttiğini (yaklaşık iki derece) ve bu yükselmenin sürmekte olduğunu, ürettiğimiz besi hayvanlarımızın da atmosfere saldığı metan gazı miktarının büyük boyutlara ulaştığını ve bunun da küresel sıcaklık değerlerinin yükselmesinde etken olduğu yani Küresel Isınmanın da sorunuzun cevabı olarak neden olabileceğini söylemek çok yanlış olmuyor."

Özellikle, 2020’li yıllarda beklenen Güneş Döngüsü kaynaklı bir soğuma evresinin  etkili olacağını belirttiniz. Bu konuya açıklık getirir misiniz? Mini Buz Çağı tam olarak ne anlama geliyor? 4 mevsime bir süreliğine veda mı edeceğiz?

"Mini Buzul Çağı en son 1600 lü yıllarda meydana geldiğinde iklim açısından nispeten soğuk kışlar geçirmeyen Avrupa ülkelerinde sert kışlara ve daha ılıman yaz mevsimlerine sebep olmuş ve bundan kaynaklı isim tekrar dillendirildiğinde insanlarda aşırı soğuma düşüncesi sanki don olayına sebebiyet verecekmiş hissi yaratmaktadır. Ancak o dönemlerde etkili ısınma sistemleri, bitki örtülerimizi korumaya alabileceğimiz sera sistemleri gibi birçok önlem bulunmamaktaydı. Bu durum tamamen 4 mevsimin bitmesi değil, var olan mevsimlerin sıcaklığında düşüşe sebebiyet vereceğini göstermektedir. Ebetteki bu soğuma Doğal Seçilim Teorisine (Natural Selection) bağlı olarak vejetasyonda bitki örtümüzün, bitki çeşitliliğimizin ve bazı balık türlerimizin tamamen yok olması/azalması gibi vereceği zarardan kaynaklı bize zararı olacaktır. Ancak tamamen bir buzul dönemi olmayacağı için dört mevsimi daha soğuk olarak yaşamaya devam edeceğiz."

Peki, çok yakında başlaması öngörülen bu soğuma süreci Türkiye’yi nasıl etkileyecek?  En çok yağış alan ve geniş orman alanlarına sahip Karadeniz Bölgesi’nde sıcaklıklardaki azalmalarla birlikte yağışlarda düşüşler bekleniyor mu? Kalın bir kar ve buz tabakası mı hâkim olacak?

“Tamamen buzlar altında kalması söz konusu gibi görünmemekle birlikte, vejetasyondaki değişimler doğal afetlerin etkisini Karadeniz Bölgesi’nde olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu durumu genel olarak örneklersek bazı balık, bitki, hayvan ve benzeri türlerin yaşadığı yaşayabileceği ortamlar bulunmaktadır. Bu ortamlardaki kalıcı değişiklikler bu canlı yaşam türlerinin sonu olacaktır. Benzer durumlar geçmişte defalarca tekrarlanmıştır.

Yağış konusu ise iki şekilde ele alınmalı... Güneşle su kaynaklarından buharlaşan suyun soğuk havayla karşılaştığı andaki oluşan taneciktir yağmur damlası. Yani ne kadar buharlaşırsa o kadar yağar. Bu sonuç bölgesel yağışlarda azalmaya sebep olacaktır. En çok yağış alan Karadeniz Bölgesi’nde bile belirgin azalmalar olması mümkündür.”

Bazı haber portallarında, 2020 li yıllarda başlaması beklenen Soğuma sürecinin “Karadeniz de dalgaları dondurabilir” ifadeleri yer alıyor. Bazı kışlar dalga donduracak kadar soğuma etkili olabilir mi?

“Efektif olabileceği boyutlar konusunda net bir çalışmada yer almadığım için bilimsel bir sonuçtan bahsetmek bu soru için benim açımdan yanlış olacaktır. Ancak yine geçmiş günümüzün aynasıdır mantığıyla, mevsimler daha sert geçeceği için kışları don olabileceği gerçeği çıkmaktadır. Ancak, bu durum Karadeniz’i dondurur demek ne derece doğru olur yanıtlamak zor.”

Önümüzdeki yıllarda etkili olacak soğumanın, 16. 17. yüzyılları arasında Güneş lekelerinden kaynaklı durgunluktan kaynaklanan ve “Maunder Minimum” olarak bilinen soğuma kadar etkili olması bekleniyor. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

“Bu durum farklı bir disiplinin çalışma konusudur. Ancak bahsi geçen lekeler geçmişten günümüze kayıt altındadır. Hatta adları bile bilinmezken etkilerinin izlenimiyle değerleri netleşen bu güneş lekelerinin skalası yapılmıştır. Geçmiş yıllarda (2010) beklenen güneş patlamasının olmamasından partikül sayısının değişikliğinden kaynaklı araştırılmış olan bu güneş lekelerinin Mini Buzul dönemiyle benzerlik taşıdığı gözlenmiş ve bu durumdan kaynaklı 2020-21 olan mini buzul dönemi başlangıcının daha erken gerçekleşebileceği kanısı diğer disiplinlerce de öngörülmüştür. Benim çalışma alanım Güneş partikülleri üzerine olamamasına karşın iklim değişiklikleri ile bağlantılı olduğum için bu bilgiye sahibim.”

İklimsel değişimin bitki örtüsü ve tarım konusunda etkileriyle ilgili çalışmanız mevcut mu?

“Vejetasyon (bitki örtüsü topluluğu) üzerine çalışmalarımız bulunmaktadır. Ancak güncel örneklerle bir değerlendirmemiz bulunmamaktadır. Buna karşın interpolasonla elde edilen varsayımlarımız yer almaktadır. Bitki örtüsü ülkemizde 4 mevsim yaşamamızdan ve iki farklı iklim tipine sahip olmamızdan kaynaklı çok çeşitlidir. Fakat her bitkinin kendine has bir ortam tanımı bir iklim koşulu ve var olabildiği bir toprak türü vardır. İklimle birlikte zorluk yaşayan türlerin yok olması olası bir sonuçtur. Bununla beraber toprağın ürettiğiniz mahsul veya bitki örtüsüne sağladığı mineralleri açısından da bir bağlantı bulunmaktadır. Bu var olan türlerin değişimiyle toprak kalitesinin de değişimi anlamına gelmektedir. Bununla beraber oluşabilecek ağaçsızlaşma gibi koşullar beraberinde erozyona fırsat sağlayacaktır. Bu ise yine beraberinde toprak kalitesi değişimi, bitkilerin türlerinin değişimi gibi konuları tetikleyecektir. Kısır bir döngü gibi görünse bile bu bitki-toprak-iklim üçlüsü muazzam bir birliktelik sağlamaktadır. Bu zincirden zarar gören her halka diğerinin varlığını tehditte devam edecektir.”

Genç bir bilimci olarak geleceğe ışık tutacak araştırmalarınızı bizimle paylaştınız. Müge ATALAR’ı kısaca tanıyabilir miyiz ? Daha önce çeşitli üniversiteler ile birlikte bir araştırma grubunda yer almıştınız. Türkiye ve Avrupa’ da yaptığınız çalışmalarla ilgili bilgiler aktarır mısınız?

Mersin Üniversitesi Jeoloji mühendisliğinden Aydıncık bölgesi mikrotektoniği üzerine yaptığım bitirme tezimle (Danışmanım Prof. Dr Erol ÖZER) mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Deniz Jeolojisi ve Jeofiziğinde ( Danışmanım Prof. Dr. Muhammet DUMAN) Yüksek lisansımı İzmir Körfezi’nin sedimantolojik jeolojik ve jeofizik değerlendirmesini içeren bir tezle bitirdim. Bu dönemde araştırmacı bilim adamı olarak Universitat Bremen Marumdepartmanında birçok karot (denizel-karasal) üzerinde analiz yapma, değerlendirme konusunda eğitim almış oldum ve öğrendiğim analizlerin iklimsel değerlendirme boyutunda bana faydalı olanlarıyla ComeniusUniversity’ de Palinoloji alanında doktoraya başladım. (Danışmanım Doç. DrMariannaKOVACOVA, ve akıl hocalarım Prof. Dr. Domanico COSENTINO, Doç. Dr. Mine Sezgül KAYSERİ ÖZER). Doktora süresinde bu üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştım. İçerisinde yer aldığım AB Projesi ALErT kapsamında multidispliner olarak iklim tektonik zararlar konusunda çalışmalarıma devam etme fırsatını bulmuş oldum (1 ay Universitat Bon da iklim değerlendirmesi için kullanılan CoexistanceApproach adlı programın eğitimini programın yaratıcısı olan Doç. DrTorsten UTESCHER den eğitim aldım) . Son olarak Karadeniz’de yürütülen 5 farklı disiplinin ortak olarak çalıştığı kapalı bir projede yine palinolog olarak yer aldım.

Not: Sayın Müge Atalar’ın izni ile kaynak olarak http://itn-alert.org/research/ sitesindeki bilgilerden de alıntılar yapılmıştır.

Yorumlar
  • Gökhan
    1 Ağustos 2018 Çarşamba 13:47

    Bu sıcaklarda bu haber biraz serinletti kış olsa içim titrerdi

  • Nedim
    1 Ağustos 2018 Çarşamba 12:51

    eyvak fındık ve mısır tarlalarına ELVEDAA diyebilir miyiz acaba

  • -ÜLKÜ
    1 Ağustos 2018 Çarşamba 12:47

    BU KONU 2000 Lİ YILLARIN BAŞINDAN BERİ DENİYOR VE 2020 Lİ YILLAR İŞARET EDİLİYOR. 2020-021-2022-2023-2025 BAŞLAYACAĞI YIL TAM NET DEĞİL SON ARAŞTIRMALAR 2020 DEN ÖNCE DİYORSA 2019-2020 BUNUNLA İLGİLİ KUZEY AVRUPA ÜLKELERİ HAZIRLANAN BİR RAPORDA UYARILMIŞTI YILLAR ÖNCE HER YER DONMAYACAK ANCAK DAHA ÇETİN UZUN KIŞLAR GÜNDEM DE

ÖNEMLİ UYARI

İçeriğinde, habere konu olan kişiler, üçüncü kişiler ve haber sahipleri hakkında tehdit, küfür, hakaret, karalayıcı ve maksadını aşan yorumların yayınına izin verilmez. Bu tür yorumlarda bulunanlar için Türk Ceza Kanunu'nun 125. ve 126 maddelerinin ilgili hükümlerine göre ceza davası açılabilir. İçeriğinde bu unsurları barındıran yayınına izin verilmiş ya verilmemiş yorumlar, yorumun gönderildiği IP adresleri ile birlikte, gerektiğinde, ilgili adli ve idari makamlar veya birimler tarafından talep edildiğinde yasa hükümleri gereği söz konusu makamlar ya da idari birimlere iletilir. Okurlara ait bu tür yorumlarda kuruluşumuz mesuliyet ve yasal sorumluluk kabul etmez. Yorumlarınızda bu noktaya hassasiyet gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.

Yorum Yaz